Modernleşme kavramı toplumsal değişimi anlatır. Toplumsal değişim üç-dört yüzyıl önce Avrupa’dan başlayarak tüm dünyayı olduğu gibi Türk kültürünü de etkisi altına almaya başlamıştır. Modernleşme değişimi ifade eder ancak bu değişim akıl, bilim ve geleneksel değerlerin bir harmanı niteliğinde olmalıdır.
Türkiye’de ise gençlerin bu durumu algılayışı ve uygulayışı, modernleşme yolundaki diğer toplumlardan biraz daha farklı. Türk genci modernleşmeyi, medenileşmeyi yozlaşmak olarak algılıyor. Belki yüzde yüzlük bir kesim için bunu söyleyemesek de gençlerin birçoğu modern insan olmayı kendi kültüründen kopmak, tamamen Avrupalı bireyler gibi düşünmek olarak görüyor. Gençlik dönemi ahlaki gelişimin ve değerlerin şekillendiği bir dönemdir. Dolayısıyla gençlik dönemine adım atan kişilerin düşünce yapılarında değişim olur ve kişiler soyut düşünceden somut düşünceye doğru adım atarlar. Kendilerini ve çevrelerini sorgulama aşaması içinde olurlar, ancak bu durum düşünme olanağına ve zamanına sahiplerse gerçekleşir.
Yapılan büyük yanlışlardan birisi de gençleri sorgulamaktan uzak tutmak ve düşünmelerini engellemektir. Düşünmeyi öğrenemeyen genç ileride düşünmeyi öğretemeyen ebeveyn olacaktır. Anne, baba ve öğretici vasfındaki kişiler gençlere düşünmeyi dolayısıyla sorgulamayı öğretmeliler; modernleşmenin 21.yüzyılın gereği olduğunu ancak bu sürecin kendi örf, adet, gelenek ve göreneklerinden bağımsız olmadığını vurgulamalıdırlar. Kişiler öncelikle kendi kültürel değerlerini korumalıdırlar. Modernleşmeyi öğrenmek için öncelikle kendi kültürümüzü öğrenmeliyiz; kendi yapımızı iyi bildiğimiz takdirde diğer yapıları daha iyi anlayabiliriz.
Akıl, bilim ve geleneksel değerler bir bütün olarak algılanmalı, medenileşmek yozlaşmak olarak görülmemelidir. Kendini tanıtmak, kendi kültüründen utanmak yerine onu sahiplenmekle gerçekleşir. Türkiye dışındaki diğer ülkelere baktığımızda; çoğu modernleşmiş ancak kendi kültüründen de kopmamıştır, dolayısıyla medenileşme, modernleşme yolu kendi özünden kopmayı gerektirmez. Kendimizi kabullendirmek adına bizlere dayatılan bu sahte gerçekliklerden kaçmalı, kendimizi en iyi ifade etme yolunun aslında kim olduğumuzdan geçtiğini unutmamalıyız.