· Çocuğa kimsenin öğretemeyeceği
kuralları, kendi deneyimleriyle öğrenmesi yöntemi,
· Hayal ile gerçek arasında
bir köprü,
· Çocuğun iç dünyasının
bir aynasıdır,
· İnsandaki gizli
enerjinin kullanılması,
· Oyun çocuğun dili,
oyuncaklar kelimeleridir,
· Çocuğun sosyal ve
ahlaki değerleri öğrendiği bir alandır,
· Çocuğun öğrenme
laboratuarıdır,
· Çocuğa deşarj olanağı
veren bir faaliyettir,
· Çocuğun deney yolunu
kullanarak düşünmesi,
· Mantığa aykırı gibi
görünen bir davranıştır (kibrit çöpüyle oynaması anlamsız gelir),
· Çocuğun zeka, beden ve
kişilik gelişimini sağlayan en ideal ortamdır,
· Çocuğun sosyalleşmesini
sağlar),
· Sonucu düşünmeden, eğlenme
amaçlı yapılan hareketler,
· Çocuğun uyum sağlamasına
yardımcı,
· Yenilik ve değişiklik
arzusuna verilen bir cevap,
· Oyun genel anlamda
çocuğun kişiliğini bütünüyle etkileyen bir faaliyettir.
Oyunun Tarihçesi:
Ø M.Ö. Eflatun aritmetik
öğretmek için çocuklara elma vermiş (özellikle zor öğrenenlere oyun şeklinde öğretmiş),
yapı – inşa derslerini öğretmek için de oyuncak gibi maketler kullanmış.
Ø Aristo çocukları oyuna
teşvik etmiş
Ø Frübel seçilen
oyuncakların önemini vurgulamış. Oynadığı oyuncağın çeşidine göre çocuğun
yeteneğinin ve dikkatinin arttığını söylemiş ve oyuna teşvik etmiş.
Ø J. J. Rousseo,
Commenious, Pestalozzi oyunla ilgilenmişler.
GELİŞİM DEVRELERİNİN
OYUNA ETKİSİ
Oral Devre ( 0 – 2
Yaş )
§ Sütten kesilme, dişlerin
çıkması, yürüme, konuşma bu devrede olur.
§ Bu dönemde güven
duygusu gelişiyor, kendine güveni gelişiyor çünkü artık isteklerini
hissettirebilecek yeterlilikte (örn acıkınca hissettiriyor, bir oyuncağı beğendiğinde
ona doğru gidiyor v.s.)
§ Dişler çıkıyor ve her şeyi
ısırmak istiyor. Bu dönemde çocuk ısırmanın bir sevgi işareti olduğunu sanıyor.
Aile çocuğu ısırmaya teşvik ediyor, o ısırdıkça alkışlıyor veya gülüyorsa
çocukta saldırganlığın temelleri atılmış olur. Çocuk sonradan bunun kötü bir şey
olduğunu anlasa da alışkanlık mekanizması devreye girdiği için geri dönüşü
kolay olmuyor. Burada sadistik davranışın temeli atılıyor.
§ Çocuk sütten
kesiliyor, meme yerine biberondan emiyor. Burada çocuk terkedilmişlik duygusu
yaşayabilir. Bunun için çocuğu memeden keserken zamanlama iyi yapılmalı, bu
geçiş çocukla beraber ve yavaşça bu gerçekleştirilmelidir.
Anal Devre ( 2 – 3
Yaş )
§ Tuvalet eğitimi
veriliyor, kaslar gelişiyor, mekân keşfi var (tepelere tırmanıyor, dolapları
karıştırıyor, ne var orada merak ediyor), daha bağımsız olmak istiyor.
§ Aile çok fazla sınır
koyar, koşturmasını engeller, altına yapınca ‘’yakarım seni’’ derse, yani çocuk
engellenirse negativizm duyguları gelişebilir. Çocukta otistik davranış belirtileri
( az konuşup az oynama), sorumluluktan kaçma, kuşkuculuk (paranoid davranışların
temeli bu dönemde atılır, hele de çocuğun eğilimi varsa çok fazla etkilenir),
utangaçlık görülür.
§ Bağımlı ve aşırı
koruyucu aileler, bu dönemde çocuğun gelişimini çok olumsuz etkiler.
§ Oidipus kompleksi bu
dönemde başlıyor.
§ Sevgi isteği ve adalet
duygusu bu dönemde gelişir. Engellenmesi sevilmediğini hissettirir.
Fallik Devre ( 3 –
5 Yaş )
§ Çocuğun girişimci olduğu,
“ben yaparım” dediği, her şeyi kurcaladığı, araştırdığı evre.
§ Çocuğun girişimleri
engellenirse suçluluk duygusu gelişir. Aile tedirginlik duyuyorsa çocuğa
tehlike olmadan oyun oynayabileceği düzeydeki şeyleri yaptırabilir.
§ Cinsel araştırmalar
yapılıyor. Çocuk kendini ve karşı cinsi tanıyor, “ne nasıl olur?”, “ben nasıl
dünyaya geldim?” gibi soruların cevaplarını arıyor.
§ Oidipus kompleksi
devam ediyor.
§ Kız ve erkek karakteri
bu evrede belirginleşir. Kızlar dillenir, erkekler daha sert davranışlar
sergiler. Kızlar erkek gibi, erkekler de kız gibi giydirilirse v.b. durumlarda
cinsel kimlik gelişmesi gecikebilir veya sapabilir.
§ Bu devrede farklı bir
hayal gücü gelişiyor ve çocuk yalan söylüyor. Bu dönemde yalanlarına çok da aldırmamak
lazım çünkü çocuk onu yalan diye söylemiyor, ona bunları hayal gücü yaptırıyor.
Örneğin arkadaşının silgisini alıp “bu benim” diyebiliyor. Burada çocuğu
suçlamak yerine düzgünce konuşmak gerekir.
§ Çocuk önceki otizm
(içe kapanıklık) devresinden çıkıyor, egosantrik devreye giriyor (herkes
kendisiyle ilgilensin istiyor).
§ Benciller, paylaşımcı
değiller (ama bazısı da paylaşımcı oluyor).
§ Hareket eden her şey
canlıdır düşüncesi var (yeni nesilde pek yok).
§ Bu dönemde suçlama yapılırsa
zihinsel ve bedensel gelişimi geriliyor. Çocuk kendi dünyasında yeterince sosyalleşemediği
için (çocuk hayal dünyasında), bu dönemde ceza verilmemesi gerekir. Çünkü çocuk
bunu anlamaz.
Gizil Devre ( 7 –
12 Yaş )
§ Somut düşünceden,
soyut düşünceye geçilen devre. Hayal ve gerçek bu devrede ayırt ediliyor. Daha
derinlemesine düşünme var.
§ Cinsel sakinlik
devresi. Çocuklarda bir usluluk var, her şeye itiraz etmiyor, daha durgun.
§ Mülkiyet duygusu bu
evrenin sonlarında elde ediliyor ama böyle olmaya da bilir. Mülkiyet duygusu
gelişmeyen çocuk başkasının eşyalarını sahiplenebilir. Bu hırsızlık değildir
ama çocuğa hırsız muamelesi yapılırsa öyle olabilir.
§ Paylaşma bu devrede
gerçekleşiyor. Çoğu çocuk paylaşmayı beceremiyor (egosantrizmden çıkamamışsa).
Paylaşmayı beceremeyince sosyalleşme de olmuyor. Sağlıklı şekilde sosyalleşemeyince
de kekemelik, ürkek bakışlar, aşağılık kompleksi v.b. gerçekleşebilir.
(sosyalleşme öncesi kriz devresi).
§ Kekemeliğin bir nedeni
de çocuğun kafasında, anlatacağı çok şey var ama bunu aktarma yolu kısıtlı (1 ağzı
var). Psikolojik gelişimi fiziksel gelişiminden önde giden çocuklarda kekemelik
görülebilir. Ona hasta muamelesi yapmadan durumun nedenini bulmak lazım.
§ 1. planda arkadaş
sevgisi var. (evden para çalıp arkadaşlarına bir şey alanlar, karnem kötü beni
sevmeyecekler diye evden kaçanlar var)
§ Kaslar gelişirken
çocukta koordinasyon bozukluğu olabilir. Elindekileri düşürür, yürürken düşer
v.b. sakar muamelesi yapıp psikolojisini bozmamak lazım.
§ Bu sakin devrede
cinsel bilgilerin çocuğun yaşına ve seviyesine göre verilmesi uygundur.
Gençlik Çağı ( 12
/ 18 – 20 Yaş )
§ Kişi artık benliğini
fark ediyor.
§ Buradaki bunalımlar
daha çok çevreden geliyor. Çevreye karşı uyumsuzluk olabilir. Şikâyetler daha
çok çevreden geliyor. Çocuk aileyi bir şekilde idare ediyor, eğitiyor, onları
bastırıyor ama dışarıdaki insanlar oturmasına kalkmasını laf edebiliyor.
§ Kimlik arayışı devam
ediyor (kimi model alayım).
§ Cinsel dürtüler ortaya
çıkıyor ve bundan rahatsız oluyor.
§ Çocukluktan çıkıyor,
iniş–çıkışlar yaşıyor (eskiden çocuktu herkes onu severdi, şimdi daha farklı).
Bu iniş-çıkışlardan sonra kendine uygun bir benlik buluyor ve artık “ben buyum”
diyor. (benlik hayat boyu gelişir).
§ Bu devreyi rahat
atlatması için okul sonrası faaliyetler, hobiler v.b. gerekir. Herkesin içinde
yaratıcı bir yön vardır ve çocuğa bu doğrultuda uygun hobiler seçilmelidir.
Birincil Öğrenme: kişinin kendi deneyimleriyle, ne
yapıp yapmaması gerektiğini öğrenmesi.
İkincil Öğrenme: başkalarının tecrübelerinden
yararlanarak öğrenme. Büyükleri dinleme, başarılı insanların hayatlarını araştırma
v.b.
Genç Erişkinlik
(20 / 25 – 27 Yaş)
§ Huzursuzluk kısmen
geçti.
§ Artık kişi kendini tanıyor.
Diğer evrelerden farklı olarak kişi artık kendini toplumun bir parçası olarak
kabul ediyor (toplumdan ayrı, tek başıma olamam diyor).
§ Burada bazı fanatik bağlanmalar
da olabiliyor (takım v.b.)
§ Kişi bütünleşmenin
önemini anlıyor. Bütünlük, birlik ilk olarak aile içinde başlamalıdır.
§ Kişi kendi ruh sağlığını
topluma, ilgilendiği konulara, alakalarına, ailesine, işine v.b. göre geliştirmeye
çalışacak.
§ Önünde yine bir rehber
var: etik, insan hakları, yardımlaşma, karşılıklı sevgi – saygı olacak ki
bütünlük yürüsün.